Dönem başkanlığını Danimarka’dan devralacak olan GKRY, Polonya ve Danimarka’nın ardından üçlü programın(trio) üçüncü ülkesi olarak 2012’den sonra tarihte ikinci kez bu görevi üstleniyor. AB 2004 yılında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni tüm adaya temsilen tek taraflı olarak üyeliğe kabul etmişti. Kıbrıs’ta kapsamlı bir çözüm bulunmadan GKRY’nin üyeliğe kabul edilmesi Türkiye’nin AB ilişkilerinde de sürekli bir sorun kaynağı oluşturdu.
Polonya, Danimarka ve GKRY, 18 aylık üçlü Konsey Başkanlığı ortaklık dönemi için “güçlü ve güvenli Avrupa”, “rekabetçi Avrupa”, “özgür ve demokratik Avrupa” olmak üzere üç ilke belirlemişlerdi. Öte yandan GKRY, dış ilişkilerine verdiği önemi, bağımsızlığını ve küresel etkileşimi vurgulayan bir slogan olarak “Dünyaya Açık, Özerk Bir Birlik”i benimsediğini duyurdu. Bu kapsamda GKRY Dönem Başkanlığı, beş öncelik belirledi.
Güvenlik, Savunma Hazırlığı ve Hazır Olma Kapasitesi Yoluyla Özerklik
İlgili maddede, güvenli bir Avrupa’ya giden yolun; savunma alanındaki bağımlılıkların azaltılması ve bağımsızlaşma yoluyla Avrupa’nın kendini savunabilir hâle gelmesinden geçtiğinin altı çiziliyor. Güvenlik kavramının artık eskide kalan tanım ve çerçevesiyle ele alınmaması gerektiği; tek boyutlu bir güvenlik anlayışı yerine, risklerin azaltılması yoluyla güvenlik kapasitesinin genişletilmesi ve önleyici kapasitenin güçlendirilmesi gerekliliğinin vurgulandığı görülüyor.
Rekabetçilik Yoluyla Özerklik
AB, küçük işletmeleri desteklemek ve kendi kendine yeten sanayi ekosistemi için kuralları basitleştirmeyi ve bürokrasiyi azaltmayı hedefliyor. Tek Pazar’ın tamamlanmasıyla sanayinin modernizasyonu, yeşil ve dijital dönüşüm, kritik hammaddelerin güvence altına alınması, temiz teknoloji tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi ve enerji kırılganlıklarının azaltılması öne çıkıyor. Ayrıca Avrupa denizciliğinin güvenliği ve liderliğinin güçlendirilmesi amaçlanıyor.
Dünyaya Açık, Özerk
AB’nin görünürlüğünün artırılması ve Birliğin stratejik küresel aktör rolünün güçlendirilmesi amacıyla, dünyanın tüm bölgelerinde güçlü ortaklıklara dayanan ve kolaylaştırıcı bir rol üstlenen bir yaklaşım benimseneceği vurgulanıyor. Bununla birlikte Ukrayna, Moldova, Batı Balkan ülkeleri ve Türkiye dâhil olmak üzere aday ülkelerle diyaloğa verilen öneme dikkat çekiliyor. Aday ülkeler ile Avrupa hukuku, değerleri ve ilkeleri temelinde, özellikle komşularla uzun süredir devam eden sorunları reform etme ve çözme yönünde irade ortaya koyulmasının hedeflendiği ifade ediliyor.
Kimseyi Geride Bırakmayan Özerk Bir Değerler Birliği
Hukukun üstünlüğü, temel haklar ve demokrasinin önemine vurgu yapılırken; sosyal uyum, yoksullukla mücadele, uygun fiyatlı konut ve enerjiye erişim öncelikleri öne çıkıyor. Yine çocuk hakları, cinsiyet eşitliği, engellerin kaldırılması ve onurlu yaşamı destekleyen politikalar da öncelik verilenler arasında sayılıyor. Ayrıca gençlerin demokrasiye katılımı, sağlık sistemlerinin güçlendirilmesi ve ruh sağlığına yönelik politikaların da önemsendiği belirtiliyor.
Özerk Bir Birlik için Uzun Vadeli Bütçe
Birliğin önümüzdeki on yıl için stratejik yol haritası niteliği taşıyan 2028-2034 Çok Yıllı Mali Çerçevesi’nin (MFF), uzun vadeli hedefleri somut eylemlere dönüştüren kilit bir araç olduğu vurgulanıyor. Bu kapsamda, MFF’ye ilişkin tüm sektörel yasal dosyalar üzerindeki müzakerelerin önemli ölçüde ilerletileceği ifade ediliyor.
Değerlendirme
GKRY’nin dönem başkanlığı önceliklerinin, özerklik ve bağımsızlık ekseninde ve güvenlik merkezli bir yaklaşımla şekillendiği görülüyor. Ada ülkesi olması nedeniyle su ve deniz güvenliğinin öne çıkarılması da bu çerçevede anlamlı görünüyor.
Aynı zamanda Türkiye’nin isminin doğrudan zikredilmesine ek olarak, komşularla uzun süredir çözülememiş sorunların çözülmesi bağlamında yapılan vurgular da dikkate değer. GKRY’nin dönem başkanlığı süresince Türkiye’yi toplantılara davet edeceğini duyurmasının ardından ortaya çıkan bu çerçeve, yeni KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman’ın diyalog başlatma yönündeki motivasyonuyla birlikte değerlendirildiğinde, yeni bir diyalog zemininin oluşmasının mümkün olup olmadığını zaman gösterecek.
Öte yandan, Türkiye’nin AB politikasının belkemiği olarak değerlendirilebilecek Kıbrıs politikasındaki kararlılığı ile GKRY’nin meseleyi ele alış biçimi arasındaki ontolojik yaklaşım farklılıkları dikkate alındığında, kalıcı bir çözüme ne ölçüde yaklaşıldığı önemli bir soru işareti olarak varlığını koruyor.
Melike Sönmez, İKV Uzman Yardımcısı