Turizmin en temel unsurunun güvenlik olduğunu vurgulayan Arar, insanların can ve mal güvenliğinden emin olmadan tatil planı yapmayacağını ifade etti. Bölgedeki krizlerin sadece psikolojik değil ekonomik sonuçlar da doğurduğunu belirten Arar, rezervasyonlarda ciddi gerilemeler yaşandığını kaydetti. Kıbrıs’ın turizm açısından büyük ölçüde Orta Doğu ve çevre coğrafyaya bağlı olduğunu hatırlatan Arar, Dubai, Lübnan ve İsrail gibi pazarlarda yaşanan gelişmelerin turist akışını doğrudan etkilediğini dile getirdi.
Sektördeki doluluk oranlarının alarm verdiğini söyleyen Arar, büyük otellerde doluluğun yüzde 20, küçük işletmelerde ise yüzde 5 seviyelerine kadar gerilediğini belirtti. Bu oranlarla işletmelerin ayakta kalmasının zor olduğunu ifade eden Arar, mevcut tablonun kârdan ziyade zarar anlamına geldiğini vurguladı.
Arar, turizmi olumsuz etkileyen unsurların yalnızca dış gelişmelerle sınırlı olmadığını, ülke içindeki görüntünün de büyük önem taşıdığını dile getirdi. Son dönemde yaşanan toplumsal olaylar, grevler ve güvenlik görüntülerinin dış dünyada olumsuz bir algı yarattığını belirten Arar, turizm ülkelerinde huzur ve istikrarın vazgeçilmez olduğunu söyledi. İçeride yaşanan gerilimlerin turizme zarar verdiğini ifade eden Arar, bu tür görüntülerden kaçınılması gerektiğini kaydetti.
Ekonomik yapıya da değinen Arar, Kuzey Kıbrıs’ın üretimden uzak ve ithalata dayalı bir sistemle ilerlediğini, bunun da fiyatları yükselttiğini söyledi. Pahalılığın turizm açısından ciddi bir dezavantaj yarattığını belirten Arar, rekabet gücünün zayıfladığını ifade etti.
Ulaşım konusuna da dikkat çeken Arar, uçak biletlerinin yüksekliği, toplu taşıma eksikliği ve taksi ücretlerinin pahalı olmasının turizmi olumsuz etkilediğini dile getirdi.