<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Haberler &#8211; Türk Kıbrıs Türk Ticaret Odası</title>
	<atom:link href="https://www.turkkibristicaretodasi.org/category/haberler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.turkkibristicaretodasi.org</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 01 Nov 2026 19:38:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.4</generator>
	<item>
		<title>Üniversitelerde akademik atama ve yükseltmede yeni dönem: Mevzuat çalışmaları gelecek yıl sonuçlanacak</title>
		<link>https://www.turkkibristicaretodasi.org/universitelerde-akademik-atama-ve-yukseltmede-yeni-donem-mevzuat-calismalari-gelecek-yil-sonuclanacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2026 19:38:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.turkkibristicaretodasi.org/?p=12160</guid>

					<description><![CDATA[Üniversitelerde akademik personelin atama ve yükseltme kriterlerine merkezi alt sınır getirilmesine yönelik mevzuat çalışmaları gelecek yıl tamamlanacak. AA muhabirinin 2027 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı&#8217;ndan derlediği bilgilere göre, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve üniversitelerde, veriye dayalı politika geliştirme süreçlerinin ve büyük verinin kullanımı yaygınlaştırılacak. Üniversitelerin performans göstergeleri kapsamında güncel verileri takip edilerek performans değerlendirme raporları belirli aralıklarla [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Üniversitelerde akademik personelin atama ve yükseltme kriterlerine merkezi alt sınır getirilmesine yönelik mevzuat çalışmaları gelecek yıl tamamlanacak.</p>
<p>AA muhabirinin 2027 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı&#8217;ndan derlediği bilgilere göre, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve üniversitelerde, veriye dayalı politika geliştirme süreçlerinin ve büyük verinin kullanımı yaygınlaştırılacak. Üniversitelerin performans göstergeleri kapsamında güncel verileri takip edilerek performans değerlendirme raporları belirli aralıklarla paylaşılacak.</p>
<p>Alan bazlı eşleştirmeler aracılığıyla yükseköğretim kurumları arasında işbirliğini artırmaya yönelik modeller geliştirilecek.</p>
<p>Yükseköğretim kontenjanlarının üniversitelerin kapasiteleri ölçüsünde, sektörel iş gücü arz ve talebinin mevcut durum ve öngörülerle uyumlu olarak ve bölgesel ihtiyaçlar dikkate alınarak belirlenmesi sağlanacak.</p>
<p>Üniversitelerin eğitim öğretim ve araştırma faaliyetlerinin yanı sıra bulundukları ilin ve bölgenin ekonomik, sosyal, doğal ve sınai potansiyelini harekete geçirmeyi amaçlayan bir yükseköğretim stratejisi olan &#8220;Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşma Projesi&#8221;nin etkinliği artırılacak.</p>
<p><strong>AÇIK ÖĞRETİM SİSTEMİNDEKİ PROGRAMLAR SEKTÖREL İHTİYAÇLAR DOĞRULTUSUNDA GÖZDEN GEÇİRİLECEK</strong></p>
<p>Açık öğretim sistemindeki programlar sektörel ihtiyaçlar çerçevesinde gözden geçirilerek, yükseköğretim sistemi içindeki ağırlığı azaltılacak.</p>
<p>Bu kapsamda ortaöğretim mezunlarının yükseköğrenime devamına ilişkin açık öğretim programlarındaki kontenjanlar, programın niteliği göz önüne alınarak belirlenecek.</p>
<p>Ayrıca açık öğretim, yetişkin eğitimi ve hayat boyu öğrenme odaklı olarak yeniden yapılandırılacak.</p>
<p><strong>MEZUNLARIN İŞ GÜCÜ PİYASASI PERFORMANSLARI DÜZENLİ TAKİP EDİLECEK</strong></p>
<p>Yıllık programa göre, yükseköğretim kurumlarında akademik personelin niteliği yükseltilecek.</p>
<p>Bu doğrultuda üniversitelerin atama ve yükseltme kriterlerinin alt sınırı merkezi olarak belirlenecek. Buna yönelik olan mevzuat çalışmaları 2027&#8217;de tamamlanacak.</p>
<p>2027 yıllık programda, üniversite öğrencilerinin ve mezunlarının mesleki yetkinlikleri artırılmasına yönelik yapılacak çalışmalara da yer verildi.</p>
<p>Bu çalışmalara yönelik sektör temsilcilerinin katılımıyla programların oluşturulması, yeterliliklerin belirlenmesi ve uygulamalı eğitimlerin sektörle birlikte yürütülmesi sağlanacak.</p>
<p>Üniversitelerde kariyer merkezlerinin kapasitelerinin geliştirilmesi, üniversite öğrencilerine ve mezunlarına yönelik kariyer rehberliği ve danışmanlığı faaliyetleri yaygınlaştırılarak bu faaliyetlerin erişilebilirliği desteklenecek.</p>
<p>Mezunların iş gücü piyasası performansları düzenli takip edilerek ilgili göstergelerde üniversitelerin gelişimleri izlenecek.</p>
<p><strong>ÜNİVERSİTELERİN YETKİNLİK ANALİZİNE VE İHTİSAS ALANINA UYGUN DOKTORA PROGRAMLARI AÇILACAK</strong></p>
<p>Yıllık programa göre, üniversitelerin yetkin olduğu alanlarda öğrencilerin mesleki ve teknik bilgi ve tecrübelerinin artırılması amacıyla sanayi işbirlikleri ve ortak eğitim modellerinin tesisine yönelik çalışmalar yapılacak.</p>
<p>Ayrıca üniversitelerde nitelikli uluslararası öğrenci sayısının artırılması sağlanacak ve üniversitelerin uluslararası öğrenci kabulünde sadece Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM) düzenlenen Türkiye Yurt Dışından Öğrenci Kabul Sınavı&#8217;nın (TR-YÖS) esas alınmasına yönelik çalışmalar yürütülecek.</p>
<p>Gelecek yıl nitelikli yabancı uyruklu doktoralı araştırmacı ve akademisyenlerin istihdamını özendirici ve kolaylaştırıcı çalışmalar yürütülecek ve ihtiyaç duyulan alanlarda nitelikli yabancı uyruklu doktoralı uluslararası bilim insanlarının istihdamı desteklenecek.</p>
<p>Yükseköğretim ekosisteminde tanınırlığı yüksek ve uluslararası sıralamalarda yer alan üniversitelerle ortak doktora programlarının geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapılacak.</p>
<p>Doktora programları ve öğrenci kabul koşulları gözden geçirilecek, üniversitelerin yetkinlik analizine ve ihtisas alanına uygun doktora programları oluşturulması sağlanacak. Bu doğrultuda üniversitelerin doktora programı açma kriterleri, niteliği artıracak şekilde gözden geçirilecek.</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AB, Yunanistan-Güney Kıbrıs elektrik bağlantı projesine desteğini yeniden teyit etti</title>
		<link>https://www.turkkibristicaretodasi.org/ab-yunanistan-guney-kibris-elektrik-baglanti-projesine-destegini-yeniden-teyit-etti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2026 19:37:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.turkkibristicaretodasi.org/?p=12157</guid>

					<description><![CDATA[Avrupa Birliği (AB) Enerji ve Konut Komiseri Dan Jorgensen’in Yunanistan-Güney Kıbrıs elektrik bağlantı projesi “Great Sea Interconnector” (GSI) projesine yeniden destek verdiği belirtildi. Politis gazetesi AB Enerji ve Konut Komiseri Dan Jorgensen’in geçtiğimiz perşembe günü, Lüksemburg’ta yapılan AB Enerji Konseyi çerçevesinde, Rum Enerji, Ticaret e Sanayi Bakanı Mihalis Damianos ve Yunanistan Çevre ve Enerji Bakanı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Avrupa Birliği (AB) Enerji ve Konut Komiseri Dan Jorgensen’in Yunanistan-Güney Kıbrıs elektrik bağlantı projesi “Great Sea Interconnector” (GSI) projesine yeniden destek verdiği belirtildi.</p>
<p>Politis gazetesi AB Enerji ve Konut Komiseri Dan Jorgensen’in geçtiğimiz perşembe günü, Lüksemburg’ta yapılan AB Enerji Konseyi çerçevesinde, Rum Enerji, Ticaret e Sanayi Bakanı Mihalis Damianos ve Yunanistan Çevre ve Enerji Bakanı Stavros Papastavru ile AB Enerji Konseyi çerçevesinde üçlü bir görüşme gerçekleştirdiğini yazdı.</p>
<p>Habere göre görüşmede Avrupa Komisyonunun, GSI projesine verdiği destek yeniden teyit edildi.</p>
<p>AB Enerji Komiseri Jorgensen yaptığı açıklamada projenin nasıl ilerlediği konusunda her iki bakanı da dinlediğini söyledi.</p>
<p>Projeyi, Avrupa enerji yollarından biri olan stratejik bir bağlantı olarak nitelendiren Jorgensen, GSI projesinin, Güney Kıbrıs’ın enerji izolasyonuna son vereceğini ve bölgenin enerji arz güvenliğine katkı sağlayacağını ifade etti.</p>
<p>DİSİ partisi dün bir açıklama yaparak AB Enerji Komiseri Jorgensen’in açıklamalarından dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirirken GSI projesinin önemini de vurguladı.</p>
<p>Alithia gazetesine göre Yunan Hükümet Sözcüsü Pavlos Marinakis GSI konusunda yaptığı açıklamada, projenin; Türkiye’den izin istenmeksizin ilerleyeceğini savundu.</p>
<p>Marinakis “Open” televizyon kanalına yaptığı açıklamada GSI projesi konusunda, Yunan yetkililer tarafından lisanslama sürecinin devam ettiğini başka bir devletin müdahil olmasının söz konusu olmadığını ifade etti.</p>
<p>İlgili haberleri yorumlayan Marinakis, Fransız araştırma gemisinin güzergâhını Türkiye’ye bildirdiği şeklindeki haberler üzerine bilgilendirme ile lisanslamanın farklı işlemler olduğunu kaydetti.</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bora Manyera’dan Bixi-Cola açıklaması: Türkiye’deki yeni üretimin ailemizle bir bağlantısı yok</title>
		<link>https://www.turkkibristicaretodasi.org/bora-manyeradan-bixi-cola-aciklamasi-turkiyedeki-yeni-uretimin-ailemizle-bir-baglantisi-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2026 19:35:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.turkkibristicaretodasi.org/?p=12154</guid>

					<description><![CDATA[Kıbrıs’ın geçmişteki yerli gazoz markalarından Bixi-Cola’nın yeniden üretilmeye başlanması üzerine, markanın kurucusu Ramiz Manyera’nın oğlu Bora Manyera açıklama yaptı. Son aylarda yeniden üretilen Bixi-Cola ile ilgili çok sayıda telefon ve mesaj aldığını belirten Bora Manyera, Türkiye’de Gaziantep merkezli bir firma tarafından üretilerek Kıbrıs’a getirilen ürünün ailesiyle ve babası Ramiz Manyera ile herhangi bir bağlantısı bulunmadığını [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Kıbrıs’ın geçmişteki yerli gazoz markalarından Bixi-Cola’nın yeniden üretilmeye başlanması üzerine, markanın kurucusu Ramiz Manyera’nın oğlu Bora Manyera açıklama yaptı. Son aylarda yeniden üretilen Bixi-Cola ile ilgili çok sayıda telefon ve mesaj aldığını belirten Bora Manyera, Türkiye’de Gaziantep merkezli bir firma tarafından üretilerek Kıbrıs’a getirilen ürünün ailesiyle ve babası Ramiz Manyera ile herhangi bir bağlantısı bulunmadığını kaydetti.</p>
<p>Ürünlerin üzerinde Bixi-Cola’nın başlangıç tarihi olarak 1958 yılının gösterilmesinin de doğru olmadığını ifade eden Manyera, markanın geçmişine ilişkin kronolojik bilgiler paylaştı.</p>
<p><strong>1958 – Taksim Kola</strong></p>
<p>Bora Manyera, babası Ramiz Manyera’nın birkaç arkadaşıyla birlikte 1958 yılında Taksim Kola üretimine başladığını belirterek, bunun babasının içecek sektöründeki girişimcilik yolculuğunun ilk adımı ve Kıbrıs’ta yerli gazoz üretiminin önemli başlangıçlarından biri olduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>1960’lı yıllar – Bel-Kola</strong></p>
<p>Taksim Kola döneminin ardından babasının diğer ortaklarının hisselerini devraldığını ve “TAN” Meşrubat Buz Fabrikası Limited Şirketi’ni kurduğunu aktaran Manyera, üretimin Bel-Kola markasıyla devam ettiğini kaydetti.</p>
<p><strong>1983 – Bixi-Cola</strong></p>
<p>Manyera, 1983 yılında Bixi-Cola dönemine geçildiğini ve markanın zaman içerisinde tanınan, sevilen ve Kıbrıs’ın hafızasında yer edinen ürünlerden biri hâline geldiğini belirtti.</p>
<p>1984-1985 yıllarında babası Ramiz Manyera’nın Bixi-Cola’yı Türkiye’ye ihraç etme kararı aldığını ifade eden Manyera, bu girişimle Bixi-Cola’nın Türkiye’nin ilk teneke kolası olduğunu söyledi. Türkiye’deki dağıtımın ise Uludağ Gazozları&#8217;nı üreten Erbak-Uludağ İçecek A.Ş. ile yapılan anlaşma kapsamında gerçekleştirildiğini aktardı.</p>
<p><strong>1998 – Bixi-Cola’da yeni dönem</strong></p>
<p>Bora Manyera, babasının 1998 yılında Bixi-Cola üretimini sonlandırma kararı aldığını ve markanın isim hakkını Mağusa’da faaliyet gösteren Süper Kola’ya devrettiğini belirtti.</p>
<p>Bu devirle birlikte Bixi-Cola’nın üretim ve yönetiminin ailelerinin dışına çıktığını kaydeden Manyera, 1998-1999 sonrasındaki gelişmelerin aileleriyle herhangi bir ilgisi bulunmadığını ifade etti.</p>
<p>Bora Manyera, açıklamasında 1958 yılının Bixi-Cola’nın değil, Taksim Kola’nın başlangıç tarihi olduğunun altını çizerek, Bixi-Cola’nın tarihçesinin yıllar içerisinde Taksim Kola ve Bel-Kola ile başlayan üretim yolculuğunun devamı olduğunu vurguladı.</p>
<p>Açıklamasını herhangi bir tartışma yaratmak amacıyla yapmadığını belirten Manyera, babası Ramiz Manyera’nın yıllar önce verdiği emeğin, girişimciliğinin ve Kıbrıs’ta yerli üretime yaptığı katkının doğru hatırlanmasını istediğini kaydetti.</p>
<p>Bir markanın geçmişi anlatılırken o markayı ortaya çıkaran insanların ve gerçek tarihinin de unutulmaması gerektiğini ifade eden Manyera, Kıbrıs’ta üretilen gazozların geçmişi ve yerli içecek sektörünün tarihi hakkında bilgi edinmek isteyenlere Senih Çavuşoğlu’nun Şişedeki Bellek – Kıbrıslı Türk Gazoz Tarihi (Memory in the Bottle – History of Turkish Cypriot Soft Drinks) adlı kitabını tavsiye etti.</p>
<p>Manyera, söz konusu kitabın Kıbrıs’ta yıllar boyunca üretilmiş gazozları, markaları ve sektöre emek vermiş insanları tanımak açısından değerli bir kaynak olduğunu belirterek, açıklamasını babasına ve bu yolculukta emeği geçen herkese sevgi ve saygılarını sunarak tamamladı.</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AREL-GAÜ 4. ÖRGÜTLERİN YÖNETİMİ ULUSLARARASI KONGRESİ 12-14 KASIM GİRNE-KKTC</title>
		<link>https://www.turkkibristicaretodasi.org/arel-gau-4-orgutlerin-yonetimi-uluslararasi-kongresi-12-14-kasim-girne-kktc/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Oct 2026 12:30:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.turkkibristicaretodasi.org/?p=12147</guid>

					<description><![CDATA[&#160; &#160;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-pdfemb-pdf-embedder-viewer"><a href="https://www.turkkibristicaretodasi.org/wp-content/uploads/2026/10/Kongre-Program-Akisi-Taslagi.pdf" class="pdfemb-viewer" style="" data-width="max" data-height="max" data-toolbar="bottom" data-toolbar-fixed="off">Kongre Program Akışı Taslağı</a></div>
<p>&nbsp;</p>
<div class="youtube-embed" data-video_id="a4_sbLIjzLo"><iframe title="Cüneyt DİRİCAN: &quot;Örgütlerin yönetimi&quot; | Sesli Köşe Yazısı &amp; Analiz" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/a4_sbLIjzLo?feature=oembed&#038;enablejsapi=1" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></div>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<media:content url="https://www.youtube.com/embed/a4_sbLIjzLo" medium="video" width="1280" height="720">
			<media:player url="https://www.youtube.com/embed/a4_sbLIjzLo" />
			<media:title type="plain">Cüneyt DİRİCAN: &quot;Örgütlerin yönetimi&quot; | Sesli Köşe Yazısı &amp; Analiz</media:title>
			<media:description type="html"><![CDATA[📌 Cüneyt DİRİCAN, bugünkü köşe yazısında piyasaların ve kamuoyunun odaklandığı kritik gelişmeleri değerlendiriyor: &quot;Örgütlerin yönetimi&quot;.Köşe yazısının tama...]]></media:description>
			<media:thumbnail url="https://www.turkkibristicaretodasi.org/wp-content/uploads/2026/10/cuneyt-dirican-orgutlerin-yoneti.jpg" />
			<media:rating scheme="urn:simple">nonadult</media:rating>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Tarladan sofraya fahiş fiyata hapis cezası geliyor</title>
		<link>https://www.turkkibristicaretodasi.org/tarladan-sofraya-fahis-fiyata-hapis-cezasi-geliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Oct 2026 12:23:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.turkkibristicaretodasi.org/?p=12144</guid>

					<description><![CDATA[Düzenlemeyle tarladan sofraya fiyat takibi, komisyoncuların devreden çıkarılması ve zincir marketlerde yerli ürün zorunluluğu hedefleniyor. Uzun süredir üzerinde çalışılan Hal Yasası düzenlemesinde 9 maddeden oluşan yeni taslak metin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine sunuldu. Hazine ve Maliye, Ticaret, Tarım ve Orman ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlıkları ile AK Parti Grubu&#8217;nun ortak yürüttüğü çalışmayla [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Düzenlemeyle tarladan sofraya fiyat takibi, komisyoncuların devreden çıkarılması ve zincir marketlerde yerli ürün zorunluluğu hedefleniyor.</p>
<p>Uzun süredir üzerinde çalışılan Hal Yasası düzenlemesinde 9 maddeden oluşan yeni taslak metin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine sunuldu. Hazine ve Maliye, Ticaret, Tarım ve Orman ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlıkları ile AK Parti Grubu&#8217;nun ortak yürüttüğü çalışmayla spekülatif fiyat artışlarının önlenmesi ve kayıt dışılığın azaltılması amaçlanıyor.</p>
<p>Ekonomim&#8217;in haberine göre, önemli başlıkları sadeleştirilerek 9 maddeye indirilen yasa teklifinde yer alan temel düzenlemeler şunlar:</p>
<p><strong>TARLADAN RAFLA DİJİTAL İZLEME VE KOMİSYONCU SINIRLAMASI</strong></p>
<p>Ürün ve Stok Takibi: Hallerde dijital altyapı güçlendirilerek bildirim, satış, stok ve kalite sınıflandırması süreçleri şeffaf hale getirilecek. Ürünün tarladan satış noktasına kadarki tüm tedarik zinciri izlenecek.</p>
<p>Aracıların Devreden Çıkarılması: Komisyondan komisyona ürün satışı engellenecek. Üreticinin ürününü doğrudan marketlere, tüketicilere veya e-ticaret kanallarına satabilmesi kolaylaştırılacak.</p>
<p>Üretici Örgütleri ve Kooperatifler: Tarımsal kooperatif sayısının iki katına çıkarılması ve üretici örgütlerinin pazar payının artırılması planlanıyor.</p>
<p><strong>MARKETLERE YERLİ ÜRÜN ZORUNLULUĞU VE CEZAİ YAPTIRIMLAR</strong></p>
<p>Yerli Ürün Teşviki ve Raf Zorunluluğu: Zincir marketlerdeki rafların büyük bölümüne yerli ürünlerin konulması zorunlu hale getirilecek. Yerli ürün satışı yapan işletmelere vergisel teşvikler sağlanacak.</p>
<p>İdari ve Hapis Cezaları: Fiyat şeffaflığı ve kayıt esaslarına uymayan, stokçuluk veya kural ihlali yapan aktörlere idari para cezalarının yanı sıra hapis cezası getirilmesi öngörülüyor.</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KKTC üniversitelerinde kalite sınavı: Uluslararası akreditasyon neyi değiştirecek?</title>
		<link>https://www.turkkibristicaretodasi.org/kktc-universitelerinde-kalite-sinavi-uluslararasi-akreditasyon-neyi-degistirecek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Oct 2026 12:13:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.turkkibristicaretodasi.org/?p=12140</guid>

					<description><![CDATA[KKTC yükseköğretiminde başlatılan Uluslararası Kurumsal Akreditasyon Programı (UKAP), üniversitelerin uluslararası alanda kendilerini hangi kanıtlarla anlatabileceği sorusunu gündeme taşıdı. YÖDAK ile YÖKAK iş birliğinde yürütülen çalışmaya ilk aşamada 11 üniversite başvurdu. 28 Ekim’de ARUCAD’da yapılan toplantıda açıklanan takvime göre, sözleşmelerin imzalanmasının ardından öz değerlendirme raporları hazırlanacak ve saha ziyaretleri gerçekleştirilecek. Dolayısıyla açıklanan gelişme, akreditasyonların tamamlandığını değil, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>KKTC yükseköğretiminde başlatılan Uluslararası Kurumsal Akreditasyon Programı (UKAP), üniversitelerin uluslararası alanda kendilerini hangi kanıtlarla anlatabileceği sorusunu gündeme taşıdı.</p>
<p>YÖDAK ile YÖKAK iş birliğinde yürütülen çalışmaya ilk aşamada 11 üniversite başvurdu. 28 Ekim’de ARUCAD’da yapılan toplantıda açıklanan takvime göre, sözleşmelerin imzalanmasının ardından öz değerlendirme raporları hazırlanacak ve saha ziyaretleri gerçekleştirilecek. Dolayısıyla açıklanan gelişme, akreditasyonların tamamlandığını değil, üniversitelerin değerlendirmeye hazırlanmak üzere harekete geçtiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>ÜNİVERSİTENİN BÜTÜNÜ DEĞERLENDİRİLECEK</strong></p>
<p>UKAP’ın kapsamı, üniversitelerin yönetiminden eğitim uygulamalarına, araştırmalarından topluma katkısına kadar uzanıyor. YÖKAK, kurumların kalite güvencesini nasıl sağladığını, sonuçları nasıl izlediğini ve belirlenen eksiklikleri nasıl giderdiğini inceliyor. Değerlendirme, dört ana başlık altında 14 ölçüt ve 46 alt ölçüt üzerinden yürütülüyor.</p>
<p>Bu kapsamın KKTC açısından anlamı, kalite tartışmasının üniversitelerin günlük işleyişine taşınmasıdır. Eğitimle ilgili hedeflerin belirlenmesi kadar, bu hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığının gösterilmesi de önem kazanacak.</p>
<p>Analiz açısından beklenebilecek temel değişim, üniversite yönetimlerinin başarı iddialarını daha düzenli veri ve belgelerle desteklemek zorunda kalmasıdır. İyi işletilen bir değerlendirme süreci, kurumun güçlü yanlarını görünür kılarken geliştirilmesi gereken alanları da ortaya çıkarabilir.</p>
<p><strong>ÖĞRENCİ KAZANIMINDA YENİ BİR DAYANAK OLABİLİR</strong></p>
<p>Akreditasyonun zamanlaması, öğrenci yerleştirme verileriyle birlikte değerlendirildiğinde ayrıca önem taşıyor.</p>
<p>YÖDAK’ın açıkladığı 2026-YKS sonuçlarına göre, KKTC üniversitelerinin ilgili kontenjanları yüzde 5,85 artarken yerleşen aday sayısı 11 bin 587’den 11 bin 555’e geriledi. Doluluk oranı yüzde 64,15 oldu. Bu rakamlar YKS kapsamındaki yerleştirmeleri gösteriyor; üniversitelerin toplam öğrenci sayısını veya kesin kayıtlarını ifade etmiyor.</p>
<p>Verilerden çıkarılabilecek sonuç, kapasite artışının aynı ölçüde talep artışı getirmediğidir. Böyle bir ortamda, eğitim kalitesini bağımsız değerlendirmelerle belgeleyen üniversitelerin öğrenci ve ailelere sunabileceği ek bir güven unsuru oluşabilir.</p>
<p>Bunun kayıt sayılarını ne kadar artıracağı bugünden söylenemez. Akreditasyonun öğrenci tercihleri üzerindeki etkisini değerlendirmek için sonraki dönemlerin başvuru, yerleştirme ve kayıt sonuçlarını izlemek gerekecek.</p>
<p><strong>AVRUPA’DA GÖRÜNÜRLÜĞÜN SOMUT KARŞILIĞI</strong></p>
<p>Süreçte kullanılan “Avrupa kalite sistemine kayıt” ifadesinin doğru anlaşılması gerekiyor. EQAR, kalite güvencesi kuruluşlarının kayıt sistemidir. Üniversiteler ve programlar hakkında bu kuruluşların hazırladığı dış değerlendirme sonuçları ise DEQAR veri tabanında yayımlanabiliyor.</p>
<p>Bu mekanizmanın uygulanmış bir örneği de bulunuyor. Uluslararası Saraybosna Üniversitesi’nin YÖKAK tarafından UKAP kapsamında verilen, 22 Nisan 2026 tarihli beş yıllık akreditasyon kararı DEQAR’da yer alıyor. Bu örnek, programın sonuçlarının uluslararası erişime açık bir kayda dönüşebildiğini gösteriyor.</p>
<p>KKTC üniversiteleri açısından olası kazanım, değerlendirmeleri başarıyla tamamladıklarında kurumsal kalitelerini dışarıdan incelenebilir raporlarla destekleyebilmeleridir. Böyle bir görünürlük, akademik iş birliği arayan kurumların ve üniversite seçen öğrencilerin daha somut bilgiye ulaşmasını sağlayabilir.</p>
<p><strong>AKREDİTASYON, OTOMATİK DENKLİK SAĞLAMIYOR</strong></p>
<p>Uluslararası kalite değerlendirmesi ile bir diplomanın başka bir ülkede tanınması ayrı süreçlerdir. ENIC-NARIC’in açıklamalarına göre akademik tanıma, kullanım amacına ve ilgili ülkenin yetkili kurumlarının değerlendirmesine bağlıdır. Mesleğin düzenlemeye tabi olduğu ülkelerde çalışma yetkisi için ayrıca mesleki tanıma veya ruhsat işlemleri gerekebilir.</p>
<p>Bu nedenle UKAP’ın başarıyla tamamlanması, bütün diplomaların her ülkede koşulsuz kabul edileceği şeklinde sunulamaz. Programın tanımlanan işlevi, üniversitenin kalite güvencesini değerlendirmektir; KKTC’nin siyasi statüsüne ilişkin bir karar üretmez.</p>
<p>Buna karşılık, olumlu değerlendirme raporlarının üniversitelerin akademik güvenilirliğini anlatmasına katkı sağlaması beklenebilir. Bu katkının kapsamı, diploma tanıma kararlarını veren kurumların uygulamalarına göre değişecektir.</p>
<p><strong>BAŞARININ ÖLÇÜSÜ, DEĞERLENDİRMENİN SONUCU OLACAK</strong></p>
<p>UKAP, başvuran her kuruma akreditasyon verilmesini öngörmüyor. YÖKAK’ın kılavuzunda kabul, erteleme ve ret seçenekleri bulunuyor. Ayrıca toplam puan yeterli olsa bile eğitim ve öğretim alanındaki alt ölçütlerin gerekli düzeye ulaşmaması, akreditasyonun kabul edilmesini engelleyebiliyor.</p>
<p>Bu koşullar, sürecin üniversiteler için somut bir hazırlık ve iyileştirme yükümlülüğü taşıdığını gösteriyor. Akreditasyonun güven oluşturabilmesi, değerlendirmelerin kanıta dayanmasına ve nihai sonuçların kendi koşullarıyla birlikte açıkça anlaşılmasına bağlı olacak.</p>
<p>YÖDAK’ın 28 Ekim tarihli açıklamasında başvuran 11 üniversitenin isimleri tek tek sıralanmıyor. Önümüzdeki aşamada hangi kurumların sözleşme imzaladığı, saha ziyaretlerinin ne zaman yapılacağı ve değerlendirmelerin nasıl sonuçlandığı, sürecin ilerlemesini izlemek açısından belirleyici bilgiler olacak.</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye ile KKTC arasında inşa edilmesi planlanan doğal gaz boru hattı projesi kapsamında NAVTEX yayımlandı.</title>
		<link>https://www.turkkibristicaretodasi.org/turkiye-ile-kktc-arasinda-insa-edilmesi-planlanan-dogal-gaz-boru-hatti-projesi-kapsaminda-navtex-yayimlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2026 10:50:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.turkkibristicaretodasi.org/?p=12137</guid>

					<description><![CDATA[Akdeniz’de belirlenen 12 koordinatta 31 Aralık’a kadar çalışma yürütülecek. &#160;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akdeniz’de belirlenen 12 koordinatta 31 Aralık’a kadar çalışma yürütülecek.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-12138" src="https://www.turkkibristicaretodasi.org/wp-content/uploads/2026/10/HVi7RnFWYAA49_V.jpeg" alt="" width="1120" height="747" srcset="https://www.turkkibristicaretodasi.org/wp-content/uploads/2026/10/HVi7RnFWYAA49_V.jpeg 1120w, https://www.turkkibristicaretodasi.org/wp-content/uploads/2026/10/HVi7RnFWYAA49_V-300x200.jpeg 300w, https://www.turkkibristicaretodasi.org/wp-content/uploads/2026/10/HVi7RnFWYAA49_V-1030x687.jpeg 1030w, https://www.turkkibristicaretodasi.org/wp-content/uploads/2026/10/HVi7RnFWYAA49_V-768x512.jpeg 768w, https://www.turkkibristicaretodasi.org/wp-content/uploads/2026/10/HVi7RnFWYAA49_V-1068x712.jpeg 1068w" sizes="(max-width: 1120px) 100vw, 1120px" /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ENI ile Güney Kıbrıs arasında Kronos doğal gaz yatağı için sözleşmeler imzalandı</title>
		<link>https://www.turkkibristicaretodasi.org/eni-ile-guney-kibris-arasinda-kronos-dogal-gaz-yatagi-icin-sozlesmeler-imzalandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2026 19:28:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.turkkibristicaretodasi.org/?p=12131</guid>

					<description><![CDATA[İtalyan ENI şirketi ile Güney Kıbrıs arasında, “Kronos” yatağındaki doğal gaz yatağının altyapı inşasına ilişkin sözleşmelerin bugün imzalandığı belirtildi. “Alpa News” internet sitesi ve diğer kaynaklar, İtalyan ENI şirketiyle, Güney Kıbrıs’ın sözde “Münhasır Ekonomik Bölgesi” içerisindeki 6’ncı parselde bulunan “Kronos” yatağının geliştirilmesi, alt yapı inşası ve kurulumuna yönelik sözleşmelerin bugün imzalandığını belirtti. ENI ile sözleşmelerin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>İtalyan ENI şirketi ile Güney Kıbrıs arasında, “Kronos” yatağındaki doğal gaz yatağının altyapı inşasına ilişkin sözleşmelerin bugün imzalandığı belirtildi.</p>
<p>“Alpa News” internet sitesi ve diğer kaynaklar, İtalyan ENI şirketiyle, Güney Kıbrıs’ın sözde “Münhasır Ekonomik Bölgesi” içerisindeki 6’ncı parselde bulunan “Kronos” yatağının geliştirilmesi, alt yapı inşası ve kurulumuna yönelik sözleşmelerin bugün imzalandığını belirtti.</p>
<p>ENI ile sözleşmelerin imzalanmasının Güney Kıbrıs için tarihi bir gün olarak nitelendirildi.</p>
<p>Rum Başkanlık binasında gerçekleştirilen imza törenine, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis, ENI Küresel Doğal Kaynaklar Baş İşletme Görevlisi ve Genel Müdür Guido Brusco ve diğer şirket yetkilileri katıldı.</p>
<p>Anlaşmanın; “Kronos” yatağında var olduğu hesaplanan 3 trilyon fit küpten faydalanılması amacıyla sekiz ayrı sözleşmeyi öngördüğü belirtilen haberde, doğal gaz üretim projesinin 2028 yılının ilk altı ayında başlaması ve günlük 500 milyon ayak küpe kadar ulaşması da bekleniyor.</p>
<p>Haberde, doğal gazın Mısır’a taşınacağını, “Zohr” yatağı alt yapıları da dahil olmak üzere, mevcut tesisler aracılığıyla işleneceği, devamında ise doğal gaz sıvılaştırma terminalinde sıvılaştırılacağı ve uluslararası pazarlara ihraç edileceği ifade edildi.</p>
<p><strong>NİKOS HRİSTODULİDİS</strong></p>
<p>Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis, yaptığı yazılı açıklamada, anlaşmanın imzalanmasıyla bugün yaşanan bu gelişmenin, ülkenin doğal zenginliğinin değerlendirilmesi adına önemli bir adımı teşkil ettiğini söyledi.</p>
<p>Anlaşmanın ülkenin enerji perspektifleriyle ilgili güçlü bir güven oyunu da teşkil ettiğini dile getiren Hristodulidis, bugünkü gelişmenin ayrıca ülke ekonomisinin daha da güçlenmesine belirleyici şekilde katkı sağladığını, vatandaşların günlük yaşamlarını ve yaşam kalitesini iyileştiren politikalara yatırım yapması adına devlete daha fazla fırsat yarattığını ifade etti.</p>
<p>Ülkenin avantajlarından faydalanılması konusundaki stratejilerine değinen Hristodulidis, bugünkü anlaşmanın bu stratejinin somut sonucunu teşkil ettiğini de söyledi.</p>
<p>Hristodulidis, ekonomik açıdan güçlü bir ülke, jeopolitik olarak gelişmiş bir ülke inşa ettiklerini belirtti.</p>
<p>Habere göre sözleşme “1. Denizaltı Üretim Sistemi; 2.Yüzer kontrol ünitesi; 3.Açık deniz boru hatları; 4. Taşıma ve kurulum; 5. Denizaltı esnek kablolar; 6.Kara boru hattı; 7. Sondaj hizmetleri ve 8. Esnek kabolar” gibi konuları kapsıyor.</p>
<p><strong>ENI YETKLİSİ BRUSCO</strong></p>
<p>“Sigmalive” internet sitesine göre ENI Küresel Doğal Kaynaklar Baş İşletme Görevlisi ve Genel Müdür Guido Brusco ise yaptığı açıklamada bugünkü gelişmeyi, Güney Kıbrıs için dönüm noktası olarak nitelendirdi.</p>
<p>Brusco, bunun aynı zamanda ülkenin iidrokarbon geliştirilmesine yönelik ilk proje olduğuna da dikkati çekti.</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir diplomanın itibarı: Lefke’den yükselen kalite  &#8211; Cenk Mutluyakalı</title>
		<link>https://www.turkkibristicaretodasi.org/bir-diplomanin-itibari-lefkeden-yukselen-kalite-kaynak-bir-diplomanin-itibari-lefkeden-yukselen-kalite-cenk-mutluyakali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2026 19:27:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.turkkibristicaretodasi.org/?p=12127</guid>

					<description><![CDATA[Bir üniversitenin değeri nedir? Kaç öğrencisi olduğu mu? Kaç fakültesi, kaç binası, kaç mezunu bulunduğu mu? Yoksa verdiği diplomanın temsil ettiği bilgi, yetkinlik ve akademik dürüstlük mü? Özellikle son yıllarda bu soruların üzerinde daha fazla durmamız gerekiyor. Çünkü ülkemizde üniversite diplomasının itibarı ağır yaralar aldı. Sahte diploma skandalları, akademik unvanlar etrafındaki tartışmalar, yükseköğretimde denetim ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p data-pm-slice="1 1 []">Bir üniversitenin değeri nedir?<br />
Kaç öğrencisi olduğu mu?<br />
Kaç fakültesi, kaç binası, kaç mezunu bulunduğu mu?</p>
<p>Yoksa verdiği diplomanın temsil ettiği bilgi, yetkinlik ve akademik dürüstlük mü?</p>
<p>Özellikle son yıllarda bu soruların üzerinde daha fazla durmamız gerekiyor.</p>
<p>Çünkü ülkemizde üniversite diplomasının itibarı ağır yaralar aldı.</p>
<p>Sahte diploma skandalları, akademik unvanlar etrafındaki tartışmalar, yükseköğretimde denetim ve hesap verebilirlik eksikliği, üniversitelerimize yönelik güveni ciddi biçimde sarstı.</p>
<p>Diploma, giderek bir yetkinliğin kanıtı olmaktan uzaklaştı.</p>
<p><strong>İşte böylesi bir dönemde Lefke Avrupa Üniversitesi&#8217;nin (LAÜ) üç yıllık bir çalışmanın ardından uluslararası AQAS kalite güvence sürecini tamamlaması, üzerinde durulmayı hak ediyor.</strong></p>
<p>Üstelik mesele Lefke&#8217;nin ötesinde.<br />
Kıbrıs&#8217;ın kuzeyinde yükseköğretimin nasıl bir geleceğe sahip olacağıyla doğrudan ilgili.</p>
<p><strong>Geçtiğimiz günlerde LAÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Ali Yükselen&#8217;le buluştum.</strong><br />
Bir saate yakın sohbet ettik.<br />
Üniversiteyi gezdim.<br />
Doğrusu etkilendim.</p>
<p>En fazla da yönetim anlayışından, kaliteye ilişkin yaklaşımından ve üniversitenin kendi ölçeğini tanımlama biçiminden&#8230;</p>
<p><strong>AQAS, Almanya merkezli uluslararası bir kalite güvence ve akreditasyon kuruluşu.</strong></p>
<p>Üniversitelerin eğitim ve yönetim süreçlerini Avrupa Yükseköğretim Alanı&#8217;nın standartları çerçevesinde değerlendiriyor.</p>
<p>Ders programlarından akademisyenlerin seçimine, öğrenci kazanımlarından araştırma olanaklarına kadar geniş bir alanı kapsıyor.</p>
<p>Bir bölüm neden açılıyor?<br />
Öğretim üyeleri hangi ölçütlerle seçiliyor?<br />
Eğitimin niteliği nasıl denetleniyor?<br />
Eksiklikler nasıl gideriliyor?</p>
<p>Üniversite, bütün bu sorulara kurumsal ve denetlenebilir yanıtlar üretmek durumunda.</p>
<p>Rektör Yükselen&#8217;in anlattıklarından anladığım, üç yıllık sürecin en önemli kazanımı da bu.<br />
Kalite, kişilerin iyi niyetine ya da yöneticilerin tercihlerine bırakılmıyor.<br />
Kurallar, ölçütler ve sürekli iyileştirme mekanizmaları oluşturuluyor.</p>
<p>Elbette uluslararası akreditasyon, diplomaların her ülkede otomatik olarak tanınması anlamına gelmiyor. Ancak kurumun uluslararası akademik standartlarla değerlendirilmesi açısından önemli bir referans oluşturuyor.</p>
<p>Sohbetimizde özellikle üzerinde durduğumuz konulardan biri de üniversite sayısıydı.</p>
<p>Küçücük bir coğrafyada 23 üniversite&#8230;<br />
Bunun çok fazla olduğunu söyledim.</p>
<p>Rektör de bu değerlendirmeye katılıyor.</p>
<p>Ancak burada asıl önemli olan, geleceğe ilişkin öngörüsü.<br />
Uluslararası kalite standartlarının yaygınlaşmasıyla birlikte üniversiteler arasındaki ayrışmanın derinleşeceğini düşünüyor.</p>
<p>Bana kendi iş aradığı yıllardan bir örnek verdi.<br />
Gazetelerin sarı sayfalarındaki iş ilanlarına baktığı günleri anlattı.<br />
Bazı işverenlerin, personel ararken mezun olunan üniversiteleri özellikle belirttiğini&#8230;</p>
<p>Yani diploma tek başına yeterli değildi.<br />
O diplomayı hangi üniversiteden aldığınız da önemliydi.</p>
<p>Bugün de dünyanın pek çok yerinde üniversitelerin akademik itibarı, mezunların karşısına farklı fırsatlar ya da engeller çıkarabiliyor.</p>
<p>Yükselen&#8217;in işaret ettiği gelecek biraz da bu.</p>
<p>Kalite yönetimi ve uluslararası güvence sistemleri geliştikçe, her üniversitenin aynı akademik değeri temsil etmesi mümkün olmayacak.</p>
<p>Belirli standartların altında kalan kurumların öğrenci bulması, akademik kadro oluşturması ve uluslararası kabul görmesi giderek zorlaşabilir.</p>
<p>Hatta bir kısmı işlevsiz hale gelebilir.</p>
<p>Çünkü yükseköğretimimizin geleceği, üniversite sayısının sürekli artmasında değil, mevcut kurumların niteliğinin yükselmesinde.</p>
<p>LAÜ, bir dönem yaklaşık 3 bin öğrencisi bulunan bir kurumken bugün 12 bin dolayında öğrencisi olan bir üniversiteye dönüşmüş.</p>
<p>Son beş yıldır bu büyüklük korunuyor.</p>
<p>Öğrencilerin yaklaşık yüzde 65&#8217;i Türkiye Cumhuriyeti, yüzde 25&#8217;i üçüncü ülke, yüzde 10&#8217;u ise Kıbrıs yurttaşı.</p>
<p>Yaklaşık 90 ülkeden öğrenci bulunuyor.</p>
<p><strong>Rektörün verdiği bilgiye göre, son yıllarda Türkiye&#8217;den YKS ile adaya yerleşen her beş öğrenciden yaklaşık biri Lefke&#8217;yi tercih ediyor.</strong></p>
<p>Bunlar dikkate değer rakamlar.</p>
<p>Ancak benim daha fazla önemsediğim, Yükselen&#8217;in büyüme konusundaki yaklaşımı.</p>
<p>Öğrenci sayısının sürekli artmasını başlı başına bir başarı ölçütü olarak görmüyor.</p>
<p>Lefke&#8217;nin kent ölçeğini, üniversitenin altyapısını ve akademik olanaklarını birlikte değerlendiriyor.</p>
<p>Bugünkü büyüklüğün hem Lefke&#8217;nin hem üniversitenin gerçekleriyle uyumlu olduğunu düşünüyor.</p>
<p>Bu önemli.</p>
<p>Çünkü yükseköğretimde büyüme ile gelişme aynı şey değil.<br />
Kontrolsüz büyüme, akademik niteliği zayıflatabiliyor.</p>
<p>Rektör, son üç yıldır sınavsız öğrenci kabul etmediklerini de söylüyor.</p>
<p>Türkiye&#8217;den Kıbrıs&#8217;a gelen öğrenci sayısının yıllık 11 bin ile 15 bin arasında istikrarlı bir düzeye ulaşmasının, üniversitelere uluslararası öğrenci kabulünde daha seçici davranma olanağı sağlayacağını düşünüyor.</p>
<p>Aslında bütün mesele burada.<br />
Üniversiteler öğrenci sayıları üzerinden rekabet ediyor.<br />
Oysa asıl rekabet akademik nitelik üzerinden kurulmalı.</p>
<p>Üniversitenin ekonomisini de konuştuk.</p>
<p>Gelirleri giderlerini karşılıyor mu?<br />
Borçları var mı?<br />
Devlet katkısı olmadan ayakta kalabiliyor mu?</p>
<p>Yükselen, üniversitenin kendi ekonomik döngüsünü sürdürebildiğini anlatıyor.</p>
<p>Yurt yatırımları için alınmış krediler var. Bunlar yapılandırılmış ve yurt gelirleriyle ödeniyor.</p>
<p>Devlet katkısı da alıyorlar. Ancak rektörün verdiği bilgiye göre bu katkı, Doğu Akdeniz Üniversitesi&#8217;ne sağlananın oldukça altında.</p>
<p>Yaklaşık 240 idari, 350 akademik çalışanları var.<br />
Toplamda 600&#8217;e yakın kişi.</p>
<p>Yükselen&#8217;in ekonomik yönetim anlayışını anlatırken kullandığı ifade oldukça yalın: <strong>“LAÜ&#8217;de herkes ayağını yorganına göre uzatır.”</strong></p>
<p>Personel yapısını konuşurken de ilginç bir benzetme yapıyor: <strong>“Bizde herkesin koltuğunun altında en az iki tane karpuz var.”</strong></p>
<p>Örneğin kütüphane müdürü, öğrenci oryantasyonunda da görev alıyor.<br />
Kuşkusuz bunun da bir sınırı olmalı.<br />
Verimlilik ile çalışanların iş yükü ve hakları arasında denge kurulmalı.</p>
<p>Yine de anlatılan tablo, kaynakların kullanımında dikkatli bir yönetim anlayışına işaret ediyor.</p>
<p>Ülkemizde özellikle tıp ve diş hekimliği eğitiminin niteliği, hassasiyetle ele alınması gereken bir konu.<br />
Çünkü bu fakültelerden mezun olan insanların yeterliliği doğrudan toplum sağlığıyla ilgili.</p>
<p>Rektöre, diş hekimliği eğitimine yönelik eleştirileri hatırlattım.</p>
<p>Yeterli hasta çeşitliliği var mı?<br />
Öğrenciler yeterince klinik deneyim kazanabiliyor mu?</p>
<p>Yükselen, bu eleştirilere katılmıyor.<br />
Öğrenci kabulünde seçici davrandıklarını anlatıyor.<br />
Verdiği bilgiye göre, Diş Hekimliği Fakültesi&#8217;nin beş yıllık eğitim sürecindeki KKTC yurttaşı öğrenci sayısı toplam 13.</p>
<p>Klinik hizmetlerinin Lefke ve çevresine yayıldığını, Kıbrıs&#8217;ın güneyinden de hastalar geldiğini belirtiyor.</p>
<p>Üstelik uygun ücretlerle hizmet verdiklerini söylüyor.</p>
<p>Ancak akademik yeterliliğin öğrenci sayılarıyla ya da hasta başvurularıyla sınırlı biçimde değerlendirilemeyeceği açık.</p>
<p>Klinik uygulamalar, vaka çeşitliliği ve mezunların mesleki yetkinliği ölçülebilmeli.</p>
<p>LAÜ&#8217;nün tıp fakültesi de var.<br />
Gerekli izinlerin alındığını, ancak henüz öğrenci kabul etmediklerini anlatıyor rektör.</p>
<p>Tıp eğitiminde üç yılı Lefke&#8217;de, üç yılı Türkiye&#8217;de tamamlanacak ortak diploma modelini değerlendiriyorlar.</p>
<p>Atatürk Üniversitesi ile görüşmeler yapılmış.<br />
Henüz kesinleşmiş bir süreç değil.</p>
<p>Rektörün geleceğe ilişkin projelerinden biri de Lefke&#8217;de bir denizcilik fakültesi kurulması.</p>
<p>Bu düşünceyi özellikle anlamlı buldum.<br />
Hele de yaşadığımız gemi kazasının ardından&#8230;</p>
<p>Denizcilik güvenliğinin, teknik yeterliliğin, denetimin ve uzmanlaşmanın ne kadar yaşamsal olduğunu bir kez daha gördük.</p>
<p>Bir ada ülkesinde yaşıyoruz.<br />
Denizle çevriliyiz.<br />
Ancak denizcilik kültürümüz, deniz ekonomimiz ve deniz bilimleri alanındaki akademik kapasitemiz son derece sınırlı.</p>
<p>Lefke&#8217;nin kıyı coğrafyasıyla ilişkilendirilecek nitelikli bir denizcilik fakültesi, doğru planlandığında önemli bir kazanım olabilir.</p>
<p>Sohbetimizin sonunda siyaseti de konuştuk.<br />
Çünkü LAÜ&#8217;nün mütevelli heyeti yapısı, siyasetle ilişkisinden bağımsız değil.</p>
<p>Rektöre doğrudan sordum:<br />
<strong>Üniversitenin mütevelli heyetinin siyasal atamalarla oluşması doğru mu?</strong></p>
<p>Yükselen, bunun ülkenin mevcut gerçeği olduğunu düşünüyor.<br />
Siyasetle kurulan ilişkilerin üniversiteye destek sağlama bakımından avantajları olabileceğini söylüyor.<br />
Ancak hangi siyasi partiden olunduğundan çok, göreve getirilen insanların niteliğini önemsiyor.</p>
<p>Farklı siyasi dönemlerde, farklı partilerle çalıştığını anlatıyor.</p>
<p>Sürekli çatışmanın kurumu nasıl yıpratabileceğini de şu sözlerle açıklıyor: <strong>“Enerjinizin ciddi bir bölümünü o işlere, o didişmelere harcadığınız zaman iş yapacak hâliniz kalmaz.”</strong></p>
<p>Bu sözler, üniversite yönetiminin gündelik gerçekliğini anlatıyor.</p>
<p>Ancak benim bu konuda daha farklı bir hassasiyetim var.<br />
Üniversitelerin akademik özerkliği, siyasal ilişkilerin niteliğine ya da yöneticilerin kişisel becerilerine bağlı olmamalı.<br />
Kurumsal güvenceye dayanmalı.<br />
Bir üniversitenin yöneticisi, herhangi bir siyasi otoriteye karşı akademik ilkelerini savunabilmeli.</p>
<p>Uluslararası kalite güvence sistemlerinin önemi burada da ortaya çıkıyor.</p>
<p>Lefke&#8217;den ayrılırken aklımda en fazla kalan düşünce buydu.</p>
<p>Biz yıllardır üniversitelerimizin kaç öğrencisi olduğunu konuşuyoruz.<br />
Kaç ülkeden öğrenci geldiğini&#8230;<br />
Ekonomiye ne kadar katkı yaptıklarını&#8230;<br />
Kaç fakülte açıldığını&#8230;</p>
<p>Oysa çok daha temel sorularımız olmalı.<br />
<strong>Bu üniversiteler ne kadar bilgi üretiyor?<br />
Ne kadar araştırma yapıyor?<br />
Akademik kadroları hangi standartlarla oluşturuluyor?</strong></p>
<p>Öğrenciler mezun olduklarında gerçekten hangi yetkinlikleri kazanıyor?</p>
<p>Sahte diploma skandallarının yarattığı toplumsal tahribatı, yalnızca adli soruşturmalarla gidermek mümkün değil.</p>
<p>Bağımsız denetim, akademik liyakat, şeffaflık ve hesap verebilirlik gerekiyor.</p>
<p>Lefke Avrupa Üniversitesi&#8217;nin üç yıllık kalite güvence çalışmasını bu nedenle önemli buluyorum.</p>
<p><strong>Daha fazla diploma değil, daha itibarlı diploma.<br />
Daha fazla üniversite değil, daha nitelikli üniversite.</strong></p>
<p><img decoding="async" src="https://www.yeniduzen.com/d/other/lau-1-a.jpeg" alt="lau-1-a.jpeg" width="880" height="586" /><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.yeniduzen.com/d/other/lau-1.jpeg" alt="lau-1.jpeg" width="880" height="586" /><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.yeniduzen.com/d/other/lau-2.jpeg" alt="lau-2.jpeg" width="880" height="592" /></p>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PepsiCo&#8217;ya karşı açılan 95 milyon dolarlık dava reddedildi, Kıbrıs&#8217;taki 144 milyon euroluk yeni davada Erkman ailesi ve OYAK davalı oldu</title>
		<link>https://www.turkkibristicaretodasi.org/pepsicoya-karsi-acilan-95-milyon-dolarlik-dava-reddedildi-kibristaki-144-milyon-euroluk-yeni-davada-erkman-ailesi-ve-oyak-davali-oldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2026 21:10:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.turkkibristicaretodasi.org/?p=12123</guid>

					<description><![CDATA[Feramuz ERDİN  Kıbrıs&#8217;ta faaliyet gösteren Ektam Kıbrıs&#8217;ın ortakları arasında başlayan ve ABD&#8217;li içecek devi PepsiCo&#8217;ya kadar uzanan hukuki mücadelede yeni bir perde açıldı. Patronlar Dünyası&#8217;dan Gökmen Mert Kural’ın Mart 2024&#8217;te gündeme getirdiği 95 milyon dolarlık dava ile Ekim 2026&#8217;da Kıbrıs&#8217;ta açılan 144 milyon 150 bin euroluk yeni dava arasında dikkat çekici bir bağlantı bulunuyor. Ancak [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><strong>Feramuz ERDİN </strong></p>
<p>Kıbrıs&#8217;ta faaliyet gösteren Ektam Kıbrıs&#8217;ın ortakları arasında başlayan ve ABD&#8217;li içecek devi PepsiCo&#8217;ya kadar uzanan hukuki mücadelede yeni bir perde açıldı.<br />
Patronlar Dünyası&#8217;dan Gökmen Mert Kural’ın Mart 2024&#8217;te gündeme getirdiği 95 milyon dolarlık dava ile Ekim 2026&#8217;da Kıbrıs&#8217;ta açılan 144 milyon 150 bin euroluk yeni dava arasında dikkat çekici bir bağlantı bulunuyor.</p>
<p>Ancak asıl haber, tazminat taleplerinin büyüklüğünden çok, davaların taraflarında yaşanan değişimde.</p>
<p>ABD&#8217;de PepsiCo&#8217;ya karşı dava açan ortaklık tarafında yer alan Erkman ailesinin üç üyesi, şimdi Kıbrıs&#8217;ta açılan başka bir davada tazminat talebiyle karşı karşıya.<br />
Patronlar Dünyası, New York mahkemesinin 7 Ekim 2026 tarihli kararını, Kıbrıs&#8217;taki yeni davanın yayımlanan ayrıntılarıyla karşılaştırdı.</p>
<p><strong>ABD MAHKEMESİ PEPSICO HAKKINDAKİ RET KARARINI ONADI</strong></p>
<p>Hikâyenin ilk önemli durağı New York.</p>
<p>Ektam Kıbrıs&#8217;ın azınlık ortağı Erkman International, 2024 yılında PepsiCo ile Mehmet Melih ve Güngör Sipahioğlu&#8217;na karşı dava açtı.</p>
<p>Davacı şirket, Sipahioğlu ailesinin bağlantılı şirketler üzerinden yürüttüğü faturalandırma işlemleriyle Ektam&#8217;ın azınlık ortaklarının zarara uğratıldığını ileri sürdü.<br />
PepsiCo&#8217;nun da söz konusu işlemlere yardımcı olduğu iddia edildi.</p>
<p>PepsiCo hakkındaki talepler, 17 Eylül 2024&#8217;te New York&#8217;taki ilk derece mahkemesince reddedildi.<br />
Dosya temyize taşındı.</p>
<p>7 Ekim 2026&#8217;da New York Eyaleti Yüksek Mahkemesi Temyiz Dairesi&#8217;nin İkinci Bölümü kararını açıkladı.</p>
<p>PepsiCo lehine verilen ret kararı onandı.</p>
<p>2026 NY Slip Op 05768 numaralı kararda, PepsiCo&#8217;nun iddia edilen usulsüzlüklere esaslı yardımda bulunduğunu gösterecek olguların dava dilekçesinde yeterince ortaya konulamadığı belirtildi.<br />
Mahkeme, yalnızca şirketin iddialardan haberdar olduğunun ileri sürülmesinin, dolandırıcılığa veya güvene dayalı yükümlülüğün ihlaline yardım sorumluluğu için yeterli olmadığını değerlendirdi.<br />
Bu kararın önemli bir hukuki sınırı bulunuyor: Mahkeme, bütün ticari işlemlerin hukuka uygun olduğunu tespit etmedi. PepsiCo&#8217;ya yöneltilen taleplerin hukuken yeterli olgularla desteklenmediğine karar verdi.</p>
<p><strong>SİPAHİOĞLU AİLESİ HAKKINDAKİ DAVA DA REDDEDİLMİŞTİ</strong></p>
<p>ABD&#8217;deki dosyada yalnızca PepsiCo hakkında karar verilmedi.<br />
New York&#8217;taki mahkeme, 9 Aralık 2024&#8217;te Mehmet Melih Sipahioğlu ve Güngör Sipahioğlu hakkındaki talepleri de reddetti.</p>
<p>Ancak bu kararın gerekçesi farklıydı.</p>
<p>Mahkeme, Türkiye&#8217;de yaşayan iki iş insanının New York ile bağlantılarının, söz konusu uyuşmazlık bakımından kişisel yargılama yetkisi kurulmasına yeterli olmadığına hükmetti.</p>
<p>Böylece ABD&#8217;deki dava, bütün davalılar yönünden sona erdi.</p>
<p>Mahkeme, Sipahioğlu ailesine yönelik iddiaların başka bir ülkede ileri sürülüp sürülemeyeceği konusunda ise herhangi bir hüküm kurmadı.</p>
<p><strong>15 GÜN SONRA KIBRIS&#8217;TA 144 MİLYON EUROLUK YENİ DAVA</strong></p>
<p>ABD&#8217;deki temyiz kararından yalnızca 15 gün sonra, bu kez Kıbrıs&#8217;tan yeni bir dava haberi geldi.<br />
Kıbrıs Rum kesiminde yayımlanan Politis gazetesinin 22 Ekim tarihli haberine göre Cyprofruta Limited ve Cyprus Farming Company Limited, Gazimağusa bölgesindeki bir fabrika ve arazinin izinsiz kullanıldığı iddiasıyla Lefkoşa&#8217;daki mahkemeye başvurdu.</p>
<p>Davacı şirketler, 1981 yılından bu yana söz konusu taşınmazlarda PepsiCo markalı içeceklerin üretildiğini ileri sürüyor.</p>
<p>Davacılar ayrıca fabrikanın ve arazinin kullanımına son verilmesini, taşınmazların kendilerine teslim edilmesini istiyor.</p>
<p>Politis&#8217;in aktardığı bilgilere göre davacılar, 10 Şubat 2026&#8217;da davalılara ihtarname gönderdi. Taleplerinin karşılanmadığını ileri sürerek mahkemeye başvurdu.<br />
Yeni dava henüz karara bağlanmadı. Tazminat tutarı da mahkemenin hükmettiği bir ödeme değil, davacıların talebinden ibaret.</p>
<p><strong>İŞTE DOSYANIN EN ÇARPICI AYRINTISI: ERKMAN AİLESİ BU KEZ DAVALI</strong></p>
<p>Patronlar Dünyası&#8217;nın iki ülkedeki dosyaları karşılaştırmasında dikkat çeken isimler Şemsi Kazım Erkman, Sibel Erkman ve Eda Erkman oldu.<br />
2024&#8217;te ABD&#8217;deki davayı açan Erkman International, Ektam Kıbrıs&#8217;ın azınlık ortağıydı.<br />
Yeni Kıbrıs davasında ise Erkman ailesinden bu üç isim davalı olarak gösteriliyor.</p>
<p>Üstelik yalnızca onlar değil.</p>
<p>ABD&#8217;deki ilk davada karşı tarafta bulunan Mehmet Melih ve Güngör Sipahioğlu ile PepsiCo da yeni davanın davalıları arasında.</p>
<p>Birbirlerine karşı dava açan ortaklık tarafları, şimdi üçüncü şirketlerin açtığı mülkiyet davasında aynı tarafta bulunuyor.</p>
<p>Bu durum iki dosyanın hukuken birleştiği anlamına gelmiyor.</p>
<p>ABD&#8217;deki uyuşmazlık, şirket ortaklığı ve faturalandırma işlemleriyle ilgiliydi. Kıbrıs&#8217;taki yeni dava ise taşınmazın mülkiyeti, kullanımı ve buna bağlı tazminat taleplerine dayanıyor.<br />
Ancak iki davanın merkezinde aynı ticari faaliyet bulunuyor: Ektam Kıbrıs&#8217;ın içecek üretimi.</p>
<p><strong>OYAK DA 12 DAVALI ARASINDA</strong></p>
<p>Yeni davanın Türkiye açısından önemli bir başka boyutu bulunuyor.</p>
<p>Davalılar arasında Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) ile Tamek Sagra Grup Gıda Üretim AŞ de yer alıyor.</p>
<p>OYAK&#8217;ın kurumsal kayıtlarına göre Tamek Grup Gıda Üretim AŞ ile Sagra Grup Gıda Üretim ve Ticaret AŞ, 30 Haziran 2025 tarihinde birleşti. Birleşme sonrasında şirketin unvanı Tamek Sagra Grup Gıda Üretim AŞ oldu.</p>
<p>Bununla birlikte OYAK&#8217;ın Tamek&#8217;in Türkiye&#8217;deki faaliyetleriyle bağlantısı, Ektam Kıbrıs&#8217;ın geçmiş dönemlerine ilişkin bütün hukuki yükümlülükleri üstlendiğini göstermiyor.</p>
<p>Yeni davada OYAK&#8217;ın hangi hukuki ilişki nedeniyle davalı gösterildiği, dava dilekçesinin doğrudan incelenmesiyle açıklığa kavuşturulabilecek.</p>
<p>Dolayısıyla OYAK&#8217;ın davalılar arasında yer alması ile herhangi bir tazminat sorumluluğunun mahkemece tespit edilmiş olması birbirinden farklı konular.</p>
<p><strong>PATRONLAR DÜNYASI DOSYAYI 2024&#8217;TE AÇMIŞTI</strong></p>
<p>Patronlar Dünyası, 14 Mart 2024&#8217;te Gökmen Mert Kural imzasıyla yayımladığı KKTC’li içecek şirketinden Pepsi Co’ya dava başlıklı haberinde, Ektam Kıbrıs&#8217;ın azınlık ortaklarının 95 milyon dolarlık hukuki girişimini Türkiye gündemine taşımıştı.</p>
<p>O haberde Ektam Kıbrıs&#8217;ın yüzde 25&#8217;inin Erkman ailesine, kalan yüzde 75&#8217;inin ise Sipahioğlu ailesinin kontrolündeki Tamek Holding&#8217;e ait olduğu belirtilmişti.</p>
<p>Aradan geçen iki yılı aşkın sürede ABD&#8217;deki dava reddedildi, temyiz mahkemesi PepsiCo lehine verilen kararı onadı ve Kıbrıs&#8217;ta farklı bir hukuki gerekçeye dayanan yeni dava açıldı.</p>
<p>Bugün gelinen noktada iki önemli soru yanıt bekliyor.</p>
<p>Birincisi, 2024&#8217;te birbirleriyle hukuki mücadele yürüten ortaklık taraflarının, aynı fabrikanın kullanımına ilişkin yeni mülkiyet davasında nasıl bir savunma yapacağı.<br />
İkincisi ise OYAK ve Türkiye merkezli diğer şirketlerin yeni davada hangi hukuki gerekçelerle taraf gösterildiği.</p>
<p>Patronlar Dünyası&#8217;nın 2024&#8217;te açtığı dosya, iki yıl sonra artık yalnızca bir ortaklık anlaşmazlığı değil; ABD&#8217;den Kıbrıs&#8217;a uzanan, uluslararası şirketleri ve Türkiye&#8217;deki önemli kuruluşları da ilgilendiren bir mülkiyet uyuşmazlığına dönüşmüş durumda.</p>
<p><strong>patronlardunyasi.com</strong></p>
<p><strong>İLGİLİ HABER</strong></p>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
